Gülüşünü çaldın dudaklarımdan
Yüzümden gözlerini
Sesimi, sessizliğinden
Ne kadar düş varsa sana dair
Gece yarısı mırıldanılmış / Koynunda
Tenime satır satır işlenmiş
Düşlerini çaldın sen
Aşk,
Mısra sonu vurgulu bir ünlem
Ay ışığı soluğunda, kalbinde uyurken ben
Şiirlerini çaldın sen
Sen,
Kendi masalını çaldın
Benim hikâyemden
Yoksun
Biliyor musun,
O evler gibisin
Kalbi olmayan soğuk evler
Duvarlarına kadın kokusu sinmiş, uykusuz odalar…
Ter kokusu küflenmiş adamların koynunda
Bir iki satır aşk sabahlayan
Mini gecelikli kadınlar
O odalardaki kadınlar gibisin
Kadınları ne kadar varsa o evlerin,
Sen de o kadar yoksun işte!
Ötekiler
Ay ışığında aylaşıyoruduk her gece
Loş bir rengi vardı tenimizin / Buğulu
Size uzak,
Bronz aşklarımız
Ayrılıklarımız
Yalnızlıklarımız
Biz, hep dışındaydık kalbinizin
Hiç içine sığamadık
Çay
Ol
Bir şeylerim
Nasıl desem
En sıcağından
Bir bardak çay ol
Dökül içime
Meselâ
Susmalar
Biz karanlığına sokulduk hep gecenin
Sessizliğine kıvrılıp uyuduk
Geceden kalma hiç gülüşümüz olmadı iki kişilik
Mağluptu hep yüzümüz gün ağardığında
Sokak lambasının ışığında dans eden
Sivri sinekler kadar mutlu olabilirdik oysa
Sustuk!
Aşk Tanrısı
Sevgili ask, söyle tanrına
Sonsuzluğunda dolaşıp durmasın yalnızlığımın
İmansızım!
Maestro
Çingene ağzımda
Arabesk kahkaha
Ve hikâyelerim
Kangren
Koşar gibi konuşuyorum
Kalabalık
Laf üstüne laf telaşı
Bir kelimem
Diğerine yabancı
Dilime sırnaşık
Oynak cümleler
İnsanlar yüzüme bakıyor
Kilometrelerce uzak
Milyonlarca
İnsanlar yüzüme yağıyor
Yüzüm sırılsıklam insanlar
Ne söylediğim önemli mi / Sizce
Bir deli işte
Soytarı
Islık çalıp
Şarkı söylüyor / Saçma!
Dilinin ucunda bir hayat
Anlayana sivrisinek, saz
Anlamayana…
Davul, zurna, saz, keman, kemençe, gitar, bass gitar…
Çal maestro
Çal!
Siz
Siz,
Evet siz!
Her gün biraz daha mavisiniz
Yeşil
Beyaz
Turkuaz
Her gün biraz daha sümbül
Lale
Karanfil
Gül
Gül, dedim de
Çok güzel yüzünüz
Keyifli
Ve bol şekerli gülüşünüz
Ah gülüşünüz
Bana uzak
Çok uzak
Daha da uzak
Benim siyahtan başka rengim
Küçük, çatlak bir saksıda kaktüs çiçeğim…
…den başka
yok!
Yok kalbinizden tutacak
Ne keyfim
Ne de şekerli düşlerim
Bir Eylül Gecesi
Sana artık düş kurmayacağım
Ve anlatmayacağım hiçbir çiçeğe
Dudaklarındaki kelebeğin hikayesini
Ay ışığına bırakacağım seni /USULCA
Koynumda uyurken yokluğun
Bir eylül gecesi
Nisan
Süt kokusuna
Kırağı çalmış
Kefeni kundak yırtığı bir an
Baharın buz gibi memelerinde
İlk nefes acısı
Yüreğe batan
Ardından
Bir ağlama sesi / Sıradan
Doğdum
Adım Nisan
Annem gül kokuyordu
